Video

Loading...

17 Ocak 2010 Pazar

KISACA SEARCH-EARN NEDIR?

SEARCH-EARN dedikleri dünyada 254 ülkede kurulmuş arama birliği organizasyonu. Internette yaptiginiz aramalari Direkt Arama motorlarından degil, Search-Earn üzerinden yapmanizi istiyor. Bununla birlikte aslında tüm aramalarda dilediğiniz arama motoru sonuçlarına gidiyorsunuz. Tek fark başlangıç olarak Search-Earn nun arama sayfasını veya Search-Earn toolbarı kullanıyorsunuz.
Peki Search-Earn parayı nasıl kazandırıyor?
Buda çok basit yaptığınız aramada Search-Earn ne verilen reklama eşlenir ise size reklamı gösteriyorlar, ilgilenirseniz reklama ilgilenmezseniz arama sonuçlarına gidiyorsunuz. Reklam ilginizi çekerse puanlar size bağlı olduğunuz gruba dağılıyor. Aynı şekilde sizinde referans gösterip kuracağınız grubun yapacağı tüm aramalardan da siz de kazanıyorsunuz.
Search-Earn çok kısa sürede internetin en buyuk sirketlerinden biri olmaya aday. Arama motorlarını artik herkes biliyor. Tum aramalarimizi orada yapiyoruz.
Peki ne kadar kazandiklarini biliyor musunuz? Arama motorlarının en büyüğü 2006 da 10,6 milyar dolar ciro yapti. Bunun da 3,5 milyar dolari net kardi. En genel anlamiyla bu parayi siz internette arama yaparken sürekli o arama motorunu kullandiginiz icin kazandilar.
Arama sonuc sayfasindaki reklamlar, gelirlerinin %99'unu olusturuyor. Peki size bu paradan birsey veriyorlar mi? Cevabınız, Hayır !
Search-Earn internetteki bu reklam pastasindan onemli bir pay almak uzere kurulan akillica bir sistem. Sadece reklamdan degil, gelecekte internetten yapilan satislardan da komisyon kazanacak. Elde edecegi gelirlerin de %70'ini Search-Earn uyeleriyle paylasacak. Uye sayisi cogaldikca gelirleri artacak, gelirleri arttikca uyelerine daha cok kazandiracak. Dikkatiniz burada gelirin kavramına çekmek isterim. Karlarından değil direkt gelirlerinden pay ödüyorlar.
Peki ben ne kadar kazanirim? Search-Earn' ne uye olup, açılış sayfanızı Search-Earn' e ayarladınız veya toolbarı kullanmaya basladınız. Tümü aynı. Internette de olduğunuz süre yapacağınız tüm aramalarda potansiyel reklam kazancınız artık elinizde. Bu sayede Search-Earn kasasina kişi başı, ayda yaklasik 70 dolar para girecek. Bunun %70 şini size ve grubunuza verecekler. Burada sizin icin para kazanmanin en onemli noktasi yeni uyeler onermek.
Mesela Siz Search-Earn' e 10 arkadasinizi uye yaptiniz. Arkadaslariniz sizin kadar cabalamadilar ve herbiri ortalama 3 kisiyi uye yapti. Ve onlar da 3'er kisi diyelim. 6. kademeye kadar bu alt uyelerden siz de gelir elde edeceginiz icin tahmini aylik geliriniz 1500 dolar olur.
Parami nasil alacagim? Kazandiginiz parayi banka hesabiniza yollayacaklar. Uyelik tamamen ücretsiz. Burada internetteki reklam pastasindan Search-Earn ve siz payinizi alacaksiniz. Erken uye olanlarin kazanci daha fazla olacak. Neden mi ? İlaveten reklam kazanıcınız olsun olmasın şirket halka arz karından da belirli bir miktarı üyeleri arasında dağıtacağını ilan etti. Bunu da kullanım puanı olarak ölçümledikleri bir sistem ile yapacaklar. Puan' a göre halka arz geliri. Arama motorları toplam piyasa değerinin 160 milyar dolar olduğunu biliyoruz. Bu şirket piyasadan %10 luk pay kazansa ki şirket halka arz gelirinden %10 nu dağıtacağını söylüyor. Bu durumda 1.6 milyar dolar para dağıtacaklarını hesaplayabiliriz. Peki 1.6 milyar dolar kaç kişiye pay edilecek. Tahmini olarak 1.5 milyon kişi kişi başı ortalama 1.100 dolar yapar. Bu parada ki oranınızı arttırmak en kısa sürede üye olup kazanmaya başlamakla mümkün.
Arama motorları yeterince kazandi. Dünyanın en büyük arama sistemi olacak Search-Earn kuruldu. Artık siz de internette KAZANMAYA BASLAYIN !

11 Ocak 2010 Pazartesi

Tarihte Bugün

ÖZTÜRK SERENGİLİN vefatı

(d.2 Mayıs 1930, Artvin - ö.11 Ocak 1999, İstanbul) Türk sinema oyuncusu ve komedyen.

Öğretmen Turgut Beyin oğlu olarak Artvin’de doğdu. Lise ikinci sınıftan sonra öğrenimini bırakarak geleceğin ünlü bankeri Banker Kastelli Cevher Özden ve geleceğin ünlü ressamı Cemal Akyıldız ile birlikte 1949'da İstanbul'a geldi. 1953’te Oğlum Edvard adlı oyunla sanat hayatına başladı. 1958’de Oda Tiyatrosu, 1959’da İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahneye çıktı. 1950’li yılların başlarında Babıali’de ressamlık yaptı. 3. Kat Cinayeti filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. İlk dönemlerde 142 filmde ‘kötü adam’ tiplemesi yapan ve daha sonra da argolu komedilerin değişmez oyuncusu haline geldi ve 300’e yakın filmde rol aldı. "Adanalı Tayfur" tiplemesi ile ün yaptı. 1966’da sinema oyunculuğunun yanı sıra sahneye de çıkarak şovmenlik yapmaya başladı.

Televizyonda "Gülünüz Güldürünüz" adlı yarışma programını hazırladı ve sundu. Bu yarışma sayesinde birçok kişi sahne ve sinema dünyasına adım attı. Çeşitli TV dizilerinde rol aldı. Politik güldürü tarzında çeşitli 45’lik plaklar yaptı. Bir de özeleştirisini yaptığı Yeşilçam'ı Benden Sorun adlı kitabı yayınlandı.

Dört kez evlendi. Ses sanatçısı Seren Serengil'in babasıdır.

Beyin ödemi sebebiyle iki kez ameliyat oldu. Geçirdiği felç nedeniyle ömrünün son bir yılında yürüyemez, konuşma merkezi hasar gördüğü için de son günlerinde konuşma yeteneğini kaybetmişti. Solunum sisteminin durması sonucu 11 Ocak 1999 tarihinde İstanbul-Kozyatağı’ndaki evinde 68 yaşında vefat etti.

Serengil, hayatın çeşitli konularına özgün bakış açısı ve Türkçe’ye kazandırdığı ifade ve kelimelerle büyük tartışmalara yol açtı. Bazıları tarafından eleştirilen bu kelimeleri halk benimsemişti. Değişik, kendine has vurgulamalarıyla söylediği "yeşşe", "kelaj" gibi yeni deyişleri Türk argosuna soktu. Şen şakrak sesiyle "yeşşe" diyerek halkın gönlünde taht kurmuştu. Bu "yeşşe" kelimesi o kadar meşhur olmuştu ki İsmet İnönü bile bir olay karşısında kendini tutamayıp "yeşşe" deyivermişti. Bu durum onun her kesimden insana hitap eden bir sanatçı olduğunu gösteriyordu.

10 Ocak 2010 Pazar

Çin ihracatta dünya lideri!



Çin, Almanya'nın ihracattaki dünya liderliğini elinden aldı.

Toplam 1,2 trilyon dolarlık ihracatla Almanya'yı geride bırakarak dünya lideri olan Çin, 196 milyar dolarlık da ticaret fazlası verdi.

Çin Devlet Medyası 2009 genelinde ülkenin toplam ihracatının 1,2 trilyon dolara ulaştığını bildirdi.

Almanya ise 2009 yılında 1,17 trilyon dolar (816 milyar avro) ihracat yaptığını açıklamıştı.

Çin, 14 aydır ilk kez Aralık ayında ihracatında artış yaşayınca dünyanın en büyük ihracatçısı olma unvanına kavuştu. Çin'in ihracatı aralık ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,7 artış gösterdi.

Almanya'nın elinden ihracat birinciliğini almakla birlikte Çin, 2009 yılı toplamındaki ihracatı 2008'e göre yüzde 13,9 düşüş kaydetti.

Çin'in yeni statüsü büyük oranda sembolik olmakla birlikte ekonominin dayanıklılık kabiliyetini gösteriyor. Finans krizi nedeniyle küresel tüketici talebi çökse bile düşük maliyetli üretimin deniz aşırı satışı devam ediyor.

Öte yandan, Şinhua Haber Ajansına göre, 2009 yılında Çin'in ticaret fazlası yüzde 34,2 artarak 196 milyar dolara yükseldi.

Nargile

Nargile, Ortadoğu ve Güney Asya'ya özgü geleneksel bir tütün içme aracıdır. Kullanıcının bir hortum aracılığıyla sudan geçerek süzülen dumanı içine çekmesini sağlayan bir düzenek olan nargile, içim şekli ve adabı, yüzlerce yılda oluşmuş kullanım geleneği ile basit bir aletten fazlasını ifade etmekte olup, doğu kültürünün bir parçası haline gelmiştir.

Nargile temel olarak 4 bölümden oluşur:


Ser: Nargile nin uzun gövdesi. Boyun kısmı dar olmakla birlikte karın kısmına inildikçe çapı genişleyen, yapı olarak sürahiye benzeyen bir parçadır. Cam, metal ve seramikten yapılır.
Lüle: En üstte bulunan, tömbekinin konulduğu delikli tabla. Gümüş, pirinç ya da bakırdan yapılmış, oymalarla süslü bir muhafaza ile çevrilidir. üzerine köz konularak gerekli ısı sağlanır.
Marpuç: Dumanı şişeden alan ve ağza ulaştıran bölümdür. Bu bölümde kullanılan hortum koyun derisinden yapılır.
Şişe: İçinde dumanı filtre eden suyun olduğu ve fokurdamaların geldiği bölüm.
Bunlar dışında nargilenin diğer elemanları ise şöyledir:

Sipsi: Marpuçun ucuna takılan, dumanın içinden çekildiği küçük ağızlık. Tercihen kehribardan yapılır, fakat maliyet sebebiyle ve hijyenik açıdan genelde plastik olanları kullanılır. Mermer ya da gümüş olanları da mevcuttur.
Tepsi ve rüzgarlık: Tepsi közden düşen külleri toplar, rüzgarlık ise közün sönmemesi için kullanılır.
Tömbeki: Nargileye has tütün.

Nargilenin tasarımında İslam'ın etkisindeki sanatın derin izleri görünmektedir. Cami minaresini andıran ser kısmı bunu çok iyi simgelemektedir. Ayrıca ser kısmı genellikle çiçek ve yaprak desenleriyle süslenmekte ve bunlarda zaman zaman yaldız kullanılmaktadır. Marpuç kısmında ise genelde el dokuması olan kilim desenleri kullanılmaktadir.

Nargile Tarihi

Nargile doğu kültürünün bir öğesi olmakta ile birlikte doğuş yerinin Hindistan olduğu zannedilmektedir. Çok farklı kültürlerinin farklı adlandırdıkları bu keyif aracı Araplar tarafından "Narcile", İranlılar tarafından da "Kalyan" diye adlandırılır. Asıl nargilenin kökeni ise Farsça’da "Hindistan cevizi" anlamına gelen "Nargil"den gelir. Hindistan’da ortaya çıkan nargilenin ilk örnekleri Hindistan cevizinin içinin çıkarılıp kabuğuna bir kamış sokularak yapılmıştır. Zamanla Hindistan cevizi yerine kabak kullanılmaya başlanmış, kullananların sayısı arttıkça porselen ve bronz da nargile için elverişli malzemeler haline gelmiştir. Bunları cam, billur, çini hatta gümüş gövdeli nargileler izlemiştir. Hindistan’da doğan nargile, başta İranlılar olmak üzere Araplar, daha sonra da Osmanlılarla tanışmış.

Osmanlı döneminde İran’dan getirilen ve zamanın kahvehanelerinde muhabbetlere eşlik eden tömbeki, bazı padişahlar tarafından yasaklanmıştır. Nargile de uzun zaman İstanbul Tophane’de, İzmir Kemeraltı'nda ve Ankara Gençlik Parkı'nda tömbeki olarak sunulmaya başlanmıştır. Bu nostaljik mekanların müdavimlerini ise genellikle orta yaşın üstündeki insanlar oluşturuyordu. Daha sonraki, yani yakın dönemlerdeki aromalı nargilelerin hayatımıza girmesi ile daha hafif bir içecek haline gelen nargile genç kitle tarafından da tercih edilmeye başlandı.

9 Ocak 2010 Cumartesi

Düdüklü tencerenin içine giren çocuk böyle sıkıştı

ŞANLIURFA'da, 4 yaşındaki Esma Yıldız isimli çocuk evde oyun oynarken girdiği düdüklü tencerede sıkıştı. Ailesi tarafından çıkarılamayınca hastaneye getirilen küçük çocuk, burada da çıkarılamayınca itfaiye erleri tarafından tencerenin kesilmesiyle kurtarıldı.

İlginç olay, geçtiğimiz yıl Eylül ayıda yaşandı. İddiaya göre, Eyyübiye Mahallesi'nde yaşayan Yıldız ailesinin küçük çocuğu Esma, 12 Eylül günü akşam saat 18.00 sıralarında yemek hazırlığı yapan annesinin mutfakta çıkardığı çelik düdüklü tencerenin içerisine girdi.

Burada sıkışan ve bir türlü çıkarılamayan küçük çocuk, kurtarılması için ailesi tarafından Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdü. Karşılaştıkları manzara doktorları şaşkına çevirirken, sonuç alınamaması üzerine itfaiyeden yardım istendi. Çağrı üzerine hastane bahçesine gelen itfaiye görevlileri, küçük çocuğu kurtarmak için çalışma başlattı.

Yaşanan ilginç olay, hastanede bulunan bir kişi tarafından cep telefonu kamerasına kaydedilirken, kaza kırım ekibinde görevli itfaiye erleri küçük çocuğu, tencereyi keserek sıkıştığı yerden kurtarmayı kararlaştırdı. Hidrolik kesici ve ayırıcı makine ile tencerenin kesilmesi sırasında, küçük çocuğun korkmaması için gözleri kapatıldı. Kısa sürede titizlikle tencerenin kesilmesinin ardından, çok korktuğu gözlenen Esma Yıldız, sıkıştığı yerden çıkarıldı. Yara almadan tencereden çıkan küçük çocuk, daha sonra teslim edildiği yakınlarıyla birlikte evine dönerken, aylar sonra ortaya çıkan görüntü izleyenleri şaşkına çevirdi.

ERGENEKON NEDİR?

Ergenekon kavramı, ilk olarak Can Dündar ve Celal Kazdağlı'nın, Show TV’de yaptığı ‘40 dakika’ adlı programın devletin içindeki yasadışı yapılanmaların tartışıldığı 7 Ocak 1997 tarihli bölümünde dile getirilmiştir. Programın konuklarından Erol Mütercimler, Ergenekon'u 12 Mart döneminde işkenceli sorguların yapıldığı ve kontrgerilla kadrolarının ilk kez ortaya çıktığı Ziverbey Köşkü'nün komutanı olarak tanınan ve 1991 yılında bir Dev-Sol militanı tarafından öldürülen emekli Tümgeneral Memduh Ünlütürk’ten duyduğunu ileri sürmüştür.[2][3][4]

Memduh Ünlütürk Paşa kendisinin de bu Ergenekon’un içinde olduğunu söyledi ve dedi ki, ‘Ergenekon Genelkurmay’ın da, hükümetlerin de, bürokrasinin de herkesin üstünde bir örgüttür. Yasayla falan kurulmuş bir örgüt değildir. Bu, 27 Mayıs darbesinden sonra CIA, Pentagon tarafından kurdurtulmuş. Bunun içinde bulunan insanlar da buraya hizmet eden insanlardır. Ama bunlar vatana ihanet olsun diye hizmet etmezler. Biz vatanı kurtarıyoruz, vatana hizmet ediyoruz, vatana yararımız dokunuyor düşüncesiyle bu örgütün içinde yer almışlardır. Özellikle Amerika’da kontrgerilla eğitimi görmüş olan, bu kurslardan geçmiş olan generallerin bir bölümü yeri geldiğinde bu kontgerilla içinde yer alır. Sonuçta ben daha başka insanlardan Ergenekon’u araştırdığımda şunu gördüm: Bunun içinde subaylar var, emniyetçiler var, profesörler var, gazeteciler var, işadamları var, sıradan insanlar var. Bugün çeteler dediğimiz bu küçük birimler var ya, işte bu birimler Ergenekon’un içindeki birer bölüm, birer parça. Adını saydığımız kişiler de Ergenekon adı verilen bu üst örgüt tarafından kullanılan tetikçiler. (...) Bırakın siz onu, Turgut Özal’a, bir suikast girişimi yaşandı, ki Cumhuriyet tarihinde tanıdığım en gözü kara, daha doğru deyimiyle en deli cesareti olan Cumhurbaşkanlarından birisiydi, bu yadsınmaz bir gerçek. Kendisine yapılan suikastı araştırdığında ne dedi? ‘Bir örgüte geldim çakıldım.’ İşte bu örgütün adı Ergenekon.”

—Erol Mütercimler, Show TV-7 Ocak 1997
Mütercimler 1 Temmuz 2008'de Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştır. Mütercimler savcılık ifadesinde Ergenekon'un 12 Eylül 1980'den sonra dağıldığını, örgüt hakkında hiç bir yazılı belge bulunmadığını ve her şeyin imha edildiğini söylemiştir. Davada tutuksuz yargılanan Mütecimler hakkında iddianamede Ergenekon'un gizli yapılanmasını en iyi bilen ve Türkiye’de bu örgütün adını deşifre eden kişi olmasına rağmen, beyanlarında Ergenekon'un aktif olmadığını söyleyerek örgütün varlığını gizlemeye çalıştığı ve bilgisayarında Ergenekon yapılanmasını ayrıntılı olarak anlatan uzun bir yazı çıktığı suçlaması yer aldı.[5]

Tuncay Güney'in iddialarına göre ise Ergenekon, Kuzey Kıbrıs'ta Türk Mukavemet Teşkilatı içerisinde asker ve sivil üyelerin bulunduğu bir cunta olarak kuruldu. NATO'nun komünizm ile mücadele zamanında kurulan Ergenekon, Kıbrıs harekatından sonra Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu 12 kişilik yönetici üyeden oluşan ayrı bir grup olarak olarak devam etti.[6] KKTC'nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Ergenekon'un Türk Mukavemet Teşkilatı ile bağlantısı olduğu iddialarını yalanlamaktadır.[7]

Ergenekon hakkında yazılmış ilk kitabın sahibi Can Dündar,[not 1] kitabında sözünü ettiği Ergenekon'un NATO ülkelerinde, Amerika'nın komünizme karşı kurulan teşkilatların Türkiye ayağı olarak kurulduğunu ancak günümüzdeki Ergenekon sanıklarının çoğunun Amerikancı değil Rusya yanlısı ulusalcılar olduğunu belirtmiştir.[8] Rusya'daki Kommersant gazetesi de davanın başladığı gün yayınladığı haberde "Türkiye’deki iktidara karşı darbe girişiminin beyni Moskova’daymış. Üç Türk savcı, darbecilerin fikir babasının Birlik Rusya Partisi’nin ideoloğu Aleksandr Dugin olduğu görüşünde" ifadesini kullanmıştır. Avrasya siyasi hareketi lideri de olan Dugin ise, Ergenekon sanıklarının "Türkiye’nin ABD yanlısı politikaları terk edip, Rusya ile yakınlaşmasını istemekle suçlandığını iddia etmiştir.[9][10]

Ergenekon operasyonu hakkında üç tane çok satan kitap yazan[not 2] Şamil Tayyar ise dava konusu olan Ergenekon'un Can Dündar'ın tanımına uymadığını görüşünde. Tayyar; Susurluk'un derin devletin sağ kanadı, ulusalcı-Kemalist yapısıyla da Ergenekon'un derin devletin sol kanadı olduğunu öne sürmektedir.[11]

"Ergenekon'un yakın tarihi" isimli bir yazı dizisi hazırlayan Radikal gazetesi genel yayın yönetmeni İsmet Berkan ise bir köşe yazısında Ergenekon'u "AKP gitsin de nasıl giderse gitsin örgütü" olarak tanımlamıştır.[